Sayfalar

Bir gün


"Bir gün, Gün gelecek ve insanlar ya mutluluklarıyla hayalleri büsbütün gerçek yapacak, ya da hüzünleri tüm dünyayı saracak!!"

Bu yazıyordu şehrin dört yanındaki dört dikili taşta da. Bu sözün ve yıllardır orda duran bu dikili taşların şehri koruduğuna dair genel bir inanç vardı - ki bu çevredeki çoğu inancın aksine nerdeyse doğru bir inançtı-. İnsanları anlatan bir sözdü değişimin kararın onların elinde olduğunu anlatıyordu, onların dünyayı değiştirebilecek güçte olduğunu anlatıyordu. Ama çoğu kişi hakkında fazla düşünmezdi hatta o günün geleceğine inanan insan sayısı çok daha azdı. Ama bir gün, Gün gelecekti ve insanlar ya mutluluklarıyla hayalleri büsbütün gerçek yapacak, ya da hüzünleri tüm dünyayı saracaktı.

Sabah olmuştu ama hala çoğu kişi uyuyordu. Zaten çoğu uyanmayı planlamıyordu dahi. Ama içlerinden bir tanesi uyanmak için dua ediyordu. Gözleri açık sırt üstü uzanmış sol eli sağ elinin üstünde göğsünde duruyordu. Gözleri dışında vücudunun hiç bir yerini kontrol edemiyor, oynatmaya çalıştığındaysa acıdığını hissediyordu sonra yine gördüğüne odaklanıyordu. İlk başta bir melek heykeli vardı yatağın başında duran sonra gitmesi için gözünü kapattı ve yeniden açtı ama bu sefer heykel elinde bir mızrakla duruyordu. Göz kırpmaya başladı, heykel yaklaşmıştı, heykel kanatlarını açtı, heykel üzerinde duruyordu, heykel ona baktı, heykel mızrağı kaldırdı, heykel konuştu: Uykuda ölenlere ne olur biliyor musun?, heykel mızrağı boğazına yaklaştırdı, heykel konuşmaya devam etti: Yaşayan, uyanık kimsenin farkedemediği bir şey olursun, sen tüm dünyayı izlerken onlar senin varlığından haberdar bile değildir, sadece uyuyanlar seni hisseder, sadece uyurken ruhu vucudunda kalan şansızlar seni görür, sadece senin yanına aldıkların seninle sonsuza kadar birlikte olur, heykel mızrağı bozağına sapladı, heykel alçalıyordu, göz kırpması durdu. O yükseliyordu, kendi içinden çıkıyordu. Artık o da onlardan biri olmuştu, bunu hissediyordu.

"Şimdi?" diye sordu heykele. "Şimdi Gün'ü bekleyeceğiz".

O sırada dikili taştaki yazıyı okumuş bir adam yüzünde saçma bir sırıtmayla şehre giriyordu.



Karabasan konusunu okuyup üzerine Doctor Who - Blink izleyip üzerine Cansu'dan ilham alınca böyle oldu :D

Arife


Eve geldiğinde bir pasta vardı. Neden diye sordu? Onun doğum günü dedi teyzesi. Şaşırdı çocuk beklemiyordu bunu. Ağladı ama gülümsüyordu bir yandan, mutlu olmuştu pasta için. O burada olmasa da onun doğum gününü kutluyorlardı. Bir kaç yıl sonra o günü unutmaya başladı, diğer günü ise hiç öğrenmemişti hiç hatırlamak istememişti o günü. Ama yine de bazen hatırlardı durduk yere.

Bayramın kutlu olsun kardeşim (:
 
|  Geveleme. Blogger Template By Lawnydesignz Powered by Blogger