Küçük bir defterle başladı her şey, hediyeydi. Sonrasında gördüğüm her şeyi yazmaya başlamıştım uyumadan önce. Bana herkesin de böyle yaptığı öğretilmişti. Herkes yatmadan önce kendi gizli defterlerini açar yazmaya başlardı. Bir noktada da uyuya kalırlardı. En önemli kuralı buydu, uyuya kalana kadar yazmaya devam etmeliydi herkes.
Aradan yıllar geçtikçe aslında herkesin böyle yapmadığını öğrendim, ailem kandırmıştı beni. Daha küçük yaşlarda hafıza sorunlarım başlamış ve buna karşı bulunan çözüm de buydu. Zaman geçtikçe bunun doğruluğunu anlamaya başlamıştım. Artık sadece yazmıyor her gün; bir gün, bir ay ve bir yıl öncekileri de okuyordum. Bunu yapmaya başlamamla hastalığa olan inancım daha da arttı, çünkü okuduğum şeylerin bazılarını hatırlasam da bazıları hakkında hiç bir fikrim yoktu.
Aileme anlatmayı düşündüm, kısa sürdü bu düşünce. Ben bile yazdıklarıma zor inanırken o şeylerden onlara bahsetmek istemiyordum. Belki de kendime şaka yapmıştım ama ben böyle biri miyim, değilim. En azından bunu düşündüğümde kendime şaka yapmacağımı düşünür, karar verirdim. Ertesi günse yine yazdıklarıma şaşırırdım. Acaba biri defterimi mi alıp yazıyordu? Bu da pek muhtemel görünmedi çünkü ilk beni gündüzleri yanımda taşıyor, yatarken de yatağımda oluyordu. Korkmaya başlamıştım.
Yazmayı bıraktım. Aa çok önemli bir şeyi söylemeyi unuttum. Ben hiç rüya görmem yani en azından o güne kadar hiç görmüyordum. Yazmayı bıraktığım o gün, kabuslarım başladı. Okuduğum tüm o korkunç hikayeler ve çok daha fazlası artık benim başıma geliyordu, her gece. Bir kaç gün sonra her seferinde ayrı rüyayı gördüğümü farkettim. Rüya her seferinde küçük bir çocukken kaybolmamla başlıyor, 9 renkli bir diyara kaçırılmamla devam ediyordu. Orada yaşadağım ama size anlatmayacağım şeylerden sonra ise nefes nefes kalkmamla sona eriyordu.
Bir kaç ay daha böyle devam etsem de uzun süre buna dayanamadım ve yazmaya devam ettim. Her günüm, bir önceki gün yazdığım ve bir miktar hatırladığım gerçeksi ve fikrim dahi olmayan gerçekdışı şeyleri okumamla başlıyordu. Burada okuduklarım ise rüyalarımdan daha farklıydı. Doğrusal hikayeler değildi. Sadece orada yaşanmış, kısa anılardı. Daha yıllarca o deftere her günümü yazmaya ve onun günlerini okumaya devam etti.
Anlamışsınızdır, benim anlamam ise daha uzun bir zaman, yıllarımı aldı. Defterim, okumayı öğrendiğimde yazmayı başladığım defterim, bunca yıl sonra bitmemiş bir kere bile yazdıklarımın sığmayacağını düşünmemiştim. Bunu anladığım an hayatımda ilk kez bir uyuşturucu kullanıyordum ve korkunç bir deneyimdi, neredeyse o kabuslar kadar. Defter! Defter bitmiyordu, her şeyin sorumluu oydu. Onu cebimden atıp evden dışarı çıkmaya çalışmıştım, beni tuttular. Birazdan normale döneceğimi falan söylediler ve defterle ilgili dediklerimi hiç umursamadıları. O gece defterle uyumadım.
Ertesi gün ayıldığımda yaptığım ilk iş defteri yakmak-denemekti. Yandı aslında bazı sayfaları ama her zaman yanacak daha fazla "boş" sayfası vardı. Defter yanarak bir tam gün geçirdi ve sonunda ben söndürdüğümde, ilk hali gibi duruyordu. Sonrasında evimden olabildiğince uzakta, şehrin sonunda bir arsaya gömdüm.
Sonra mı? Hatırlamıyorum. Sonrasında neler yaşadığımı hiç bilmiyorum ama defteri gömdüğüm gün şimdiki halimden çok daha genç olduğumu biliyorum. Aradan yıllar geçtiğini tahmin edebiliyorum. Yine de deftere karşı korkum ilk günkü gibi yerinde. Şu an bile daha sonra hatırlamak için bugünü yazmaya korkuyorum.
Bugün ne mi yaptım?
Uyandığımda şimdi yanımda duran ağaca benzer bir ağaç vardı sonra kalkıp..."
Yaşlı adam yanındaki sessizce gence aldırmadan bugün neler yaptığını anlatmaya devam etti ta ki uyuya kalana kadar. Genç, adamın yere uzanmasına yardm edip, üzerine eski battaniyesini örttü. Onun haline üzülüyordu. İhtiyar yıllardır bu ağacın yanında yaşar, yanına biri gelse de gelmese de hava kararınca geçmişini anlatmaya başlardı. Yıllardır gün sektirmeden yapıyordu bunu. Hatta adam yıllar önce burda ilk uyumaya başladığında burada bir ağaç olmadığını, ağacın adamın uyuduğu yerde büyüdüğünden bahsederdi bazıları.
Genç ağaçtan bir elma, olgunlaşmıştı, kopardı. Yavaşça uzaklaşmaya başladı. Bir ısırık aldı. Aklına yazacak bir hikaye gelmişti. Bir ısırık daha. Gerçekten de yazmaya değer bir hikayeydi bu. Belki gelip yaşlı adama da okurdu, ilham için.
Bir ısırık daha.
Belki adama değil de...
Bilgisayara geçirirken:
The Kills - Future Starts Slow
12.01.13
Pazar