Sayfalar

Mısır ve Sinek


Tarla. Gözalabildiğine tarlalar, eskiden sık sık gelirdi buraya, küçükken yani. Özlemişti bu manzarayı görmeyi. Mısırların arasında kaybolmuştu bir kaç sefer o zamanlar yetmiyordu boyu dışarısını görmeye şimdiyse içerisini görmeyeli yıllar olmuştu. Orda geçmişti yılları ama şimdi yabancıydı garip bir şekilde. Uzaklaşmak istemiş ve uzaklaşmıştı ama bir yandan seviyordu burayı. Burası oydu. Burası onun kendi gibi hissettiği yerdi. Çok yer gezmiş, görmüştü ama onun için "orası" burasıydı işte. Başladığı yerdeydi. Eline bir böcek kondu ilk anda irkilip geri çekildi.

*

Küçüktü evde canı sıkılmış daha da sıkılacağını bilse de diğerlerinden uzaklaşabileceği görünmeyeceği ve göremeyeceği bu mısır tarlasına saklanmıştı. İlk başta koşuyor gibiydi sonra yavaşladı, yorulmuştu. Yeterliydi heralde bu kadar. Yere oturdu. Oturdu sadece bir şey yapmadı. Bir süre sonra yukarı baktı güneş artık tepesinde değildi, mısırlardan güneşi göremese de hava aydınlık ama öğleni geçeli baya olmuştu. Vıııız
Vııız
Vııııııız
Vıııııııııııız

Bir böceğin, galiba sineğin sesi ama hiç bu kadar ses çıkardıklarını duymamıştı. Çok rahatsız ediciydi sonra sesin yanında bir koku da duydu. Duman kokusu. Yanık, ateş, yanıyordu, tarla yanıyordu! Gökyüzündeki dumanı görüyordu ama tüm gördüğü buydu dumanın nerden geldiğini bilmiyordu. Yanan mısır kokusu heryerdeydi. Ama yanan hiç bir şey görmüyordu.

Vııız
Tık

Sonra koluna,sağ koluna bir sinek çarptı biraz yalpaladı ardından sola doğru yoluna devam etti. Ardından daha fazla sinek geçti hepsi aynı yöne doğru gidiyordu. Koşmayı başladı o da sineklerin peşinde. Saatlerdir hareketsiz ayakları karıncalanmış ilk adımlarının yere değdiğini hissetmiyor ama yine de koşuyordu. Şükretti sineklere...

*

0 comments

Yorum Gönder

 
|  Geveleme. Blogger Template By Lawnydesignz Powered by Blogger