Sayfalar

Yağmurlu Bir Yaz Gecesi


-Selam
-Selam?
-Nerden başlıcağımı bilmiyorum ama anlatmaya da bir yerden başlamalıyım. Yağmurlu bir geceydi.
-Ne anlatıyorsun?
-Hikaye?
-Kimin?
-Senin?
-Benim?
-Evet senin yani sen dinlediğine göre bu hikaye senindir.
-İyisin değil mi?
-Çok da değil ama böylesi daha iyi hissettiriyor aslında. Konuşmaya devam etmem senini çin bir sorun olur mu?
-Yok, olmaz tabi. Böyle sorulduğunda hayır dersem kendimi kötü hissediyorum.
-Biliyorum zaten onun için böyle davranıyorum.
-Başlamak ister misin?!
-Çok da değil ama başlamazsam bu konuşma gittikçe ilginçleşecek gibi.
-Evet!
-O zaman başlamamalıyım, tamam tamam. Anlatmaya başlıyorum.
-Oh
-Serin bir yaz gecesiydi. Orasının yazlarını güzel yapan da buydu zaten serin, güzel geceleri. Yazın gündüzleri dışarı çıkmayı da pek sevmezdin. Kim o aptal güneşin altında yürüyecek ki derdin. O gün de gündüz aptal bir güneş vardı ve sadece hoş bir serinlik değil sağanak bir yağmur vardı.
-Aslında burda yazlar kurak geçer.
-Evet, ama o gün öyle bir gün değildi. O gün yağmurun altında bir binanın saçakları altında bekliyordun. Tam olarak beklediğin biri yoktu. Çevreyi izledin bir süre. Yağmurdan kaçışan insanlardan zevk aldın, sana şemsiye satmaya çalışan birine güldün ki komikti. Kim bir şemsiyeye ihtiyaç duyar ki?
-Ben!
-Bir yarım saatini daha böyle geçirdin. Sonrasında yavaşça köprüye doğru ilerledin. Çok büyük bir köprü değildi. Çarşının oradaki köprüyü hatırlıyorsun di mi? Bir şarkı mırıldanarak oraya doğru ilerledin.
-Hangi şarkı?
-Ben nerden biliyim, sen mırıldanıyordun. Galiba nakarat kısmına geçmiştin. Hoş bir ritimle yürüyordun. Köprünün ortasına gelince durdun ve manzarayı izledin.
-Hmm
-Ne oldu?
-Özlemişim orayı. Bi ara tekrar gitmeliyim.
-Gideceksin zaten, neyse. Korkulukların üzerine çıktın ayağını aşağı uzattın ve manzarayı izlemeye devam ettin. Büyülenmiş gibi duruyordun. Köprünün ortasında ayaklarını tehlikeli bir şekilde uzatan, manzaraya aşık olmuş gibi duran bir adam. Çok mutlu görünüyordun. Biraz kıskanmadım desem yalan olur ama yine de iyi bir insan olduğum için aklıma gelen en mantıklı şeyi yaptım.
-Ne yaptın?
-İttim. Hafifçe ama tutunmana izin vermeyecek bir hızlı seni ittirdim. O kadar mutluydun ki o anda, bu anın hayatının son anı olmasını istedim.
-Evet, mutlu birini gördüğümüzde böyle yaparız tabi. Teşekkürler!
-Önemli değil. Düşerken senin de düşmeyi istediğini anladım. Tutunmaya çalışmak yerine sanki nehri tutacakmış gibi kollarını ve bacaklarını genişçe açtın, o an duyamadığım bir sesle beraber yüzüstü nehre çarptın. Fazla yüksek değildi tabi ki, bunun sana bir şey yapmaması gerekir ama demiştim ya o gece normal bir yaz gecesi değildi o gece yağmurlu bir yaz gecesiydi.
-Yani?
-Yağmurlu yaz gecelerini bilmez misin? Ne yazık. Yine de benim bilmem güzel bir şey çünkü ben bilmeseydim seni asla atmazdım. Evet, gerçekte o kadar da iyi bir insan değilim. Neyse dediğim gibi o gece yağmurlu bir yaz gecesiydi ve. Gerçekten o hikayeyi hiç duymadın mı?
-Hangi hikayeyi?
-Hani kimsenin ölmediği ama sadece kayboldukları geceler?
-Hala bir şey çıkaramadım.
-İlginç ama duymaman daha güzel aslında. Dediğim gibi kendini tamamen nehre bırakmıştın. İlk anda suya daldığını gördüm. O gece hızlı bir akıntı vardı. Nedenini biliyorsun tabi?
-Yağmurlu bir geceydi, evet biliyorum.
-Ben de refleks olarak köprünün arka tarafına yöneldim oradan çıkmanı beklemiştim. Sonuçta çok derin de değildi su arkaya gittiğimde seni görmeliydim ama görmedim. Aşağa baktım ve tek gördüğüm durgun bir suydu. Evet yağmur yüzünden biraz yüksekti ama sonuçta durgundu.
-Ve ben de?
-Geçmiştin. Köprünün altından geçmiştin.
-Nereye?
-Bilmem nereye geçmiştin?

0 comments

Yorum Gönder

 
|  Geveleme. Blogger Template By Lawnydesignz Powered by Blogger